Erkin Babaaa, Tüne Koim…

Şu şarkılar ve daha niceleri Erkin Koray’a ait olmayıp bildiğin çalıntıdır. Erkin Koray parça çalmak konusunda Teoman’ın eline iki kere verebilecek bir potansiyele sahiptir. Hatta şöyle ifade edeyim: Teoman daha kısa pantolonla dolaşırken, Erkin Baba Araplardan, Hintlilerden v.s. çatır çatır şarkı çalıyordu (çalmak da bu cümlede icra etmek anlamında olmayıp bildiğin afırmak, araklamak, indiragandi etmek anlamında kullanılmıştır). Buyrun tek tek dinleyin, abartmış mıyım siz karar verin:

http://www.youtube.com/watch?v=58kDILAOOO8


http://www.youtube.com/watch?v=tsLkL8DTHeg
http://www.youtube.com/watch?v=58kDILAOOO8

Tapardık biz kendisine, ta ki en baba parçalarının the devil’s anvil’den, şuradan, buradan arak olduğunu öğrenene kadar. Yine de severiz, sayarız, ama artık bir “baba” değildir, öksüzüz.

Hayır, insan cover da yapar, hatta “bu parçalar anonim, The Devil’s Anvil öyle yorumlamış biz böyle yorumladık” da der (yersen), hepsine amenna ama biz o albümleri teyp kaseti olarak aldık, bulunduruyoruz. Neden “söz-müzik: erkin koray” yazıyor da “müzik: anonim” yazmıyor Erkin Reyiz diye sorarlar adama. Kaldı ki anonim oldukları da meçhul…

Ayrıca asabi ve inceden haset olabilen bir abimizdir kendisi. Tıfıl yıllarda (90 mıydı, 91 miydi) Galatasaray Lisesi şenliğine gittik. Müzisyen arkadaşlar var, sahne dibinde takılabilen şanslı gruptanız. Boün’lü bir müzik grubu çıktı sahneye (yalan olmasın erguvan mıydı, menekşe miydi, lale miydi, öyle bir gruptu). Alt grup lan işte. Şansını deneyip bi bok olamayan binlercesinden biri yani. Adamlar genç (üniversiteli neticede), müzik yapıyorlar, sen duayensin, azıcık kalıbının adamı ol demi? Yok. Taktı bu gruba, bize grubu gömüyor: “ooo gençler roland’ları ikili üçlü dizmişler. bizde bu imkan olacaktı dünya star’ı olurduk. sosyete çocuğu bunnar” falan gibi laflar. On dakika tuttu bizi. Biz de vahiy geliyor gibi can kulağıyla dinliyoruz bunu… İnsan alt gruba atarlanır mı ya? Neyse sonra sahne aldı, sahnede de ritim gitarcısını sahneden sittir etti, “senin çalacağın gitarı skiym” gibi bir laf etti binlerce insan önünde, sahnede itin götüne soktu çocuğu. Biz o zaman “büyük müzisyen” olmasına vermiştik. O kadar asabiyet olacaktı duayende. İnternet falan yok tabi o zaman. The Devil’s Anvil’den haberimiz yok. Ne bilelim… Bileydik iki çift laf ederdik “illa illa illa ki”. Yine de hörmetler tabi. Allah içine sindirsin.

Şayet orijinalse, bunu da bir sokak grubundan falan afırmadıysa, müellifi şarapçı bir ozanın kafasını çinçin’de bir arka sokakta taşla ezip üzerine falan konmadıysa (çinçin’de ön sokak mı var a.q.), şu parçasının hastasıyız (şimdilik):

Yani demem o demedir ki: Erkin Babaaa, Tüne Koim… Tüne, Tünediğin Tüneğe de Koim!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir