İfrat ile Tefrit

Ne ki la o? Di mi?

İfrat ile Tefrit, öyle “yecüc ile mecüc”, “Leyla ile Mecnun”, “Kerem ile Aslı”, “Aslıyla Sureti” falan gibi bir çift alengirli ad ya da alengirli bir çift adı değil. İfrat ile tefrit “çok fazla” ve “çok az” demekmiş. Kısacası her şeyin bokunu çıkaran tiplere “ifrat ile tefrit arasında gidip geliyor” denilirmiş. Faraza bi gün parayı saçıyorsun, Bahamalar’a kadar uçak, Bahamalar’da otel + plaj kapatıyorsun, Paris Hilton’u oryantal oynatıp General Motors hissesi basıyorsun. Devrisi gün tasarruf olsun diye bokuna yumurta kırıp yiyorsun. İşte öyle bir ruh hali. Bipolarlar’da olurmuş. Bir de “borderline kişilik bozukluğu” olan kişilerde olurmuş. Borderline kişilik bozukluğunu “sınırda kişilik bozukluğu” diye Türkçeye çevirmişler, sonra yeterince afili bulmayıp ilk kelimesini İngilizce bırakmaya karar vermişler. Literatürde “borderline kişilik bozukluğu” olarak geçiyor.

Ben blogumda alıntı sevmiyorum. Şimdiye kadar alıntı yapmadım, yapanı sevmem, yaptıran da gözümde toptur… Ama Ekşi Sözlüğün Escartes isimli kullanıcısının “borderline kişilik bozukluğu” ile ilgili yazdıkları acayip hoşuma gitti. Buraya aynen alıyorum (top da senin beybabandır):

"belki de normal olan biziz? " sorusunu rahatlıkla sorduran kişilik halidir. bir bozukluk ya da cıvata atması değildir; bir kişiye her şeyi çok bilen psikoloji ilmi tarafından "borderline" tanısı konduysa, bu kişinin köküne kibrit suyu sıkılmasından başka terapi yolu yoktur! örneğin a clockwork orange romanında ve filminde kullanılan dahice(!) yöntem tek çaredir. o kişinin içinden kendi kişiliğini, kendi "ben"ini söküp atmadığınız sürece, siz onlara "hasta/kişilik bozukluğu var", demeye devam edeceksiniz; bilime kanıp da, güvenen borderline'lar da hasta ve kendilerinde kişilik bozukluğu olduğuna inanmaya devam edecekler.

ota boka borderline diyen amerikan psikiyatrlarının "kendi ürettikleri sisteme uymayan" başıbozuklar için uydurduğu ve dünyaya pazarladığı bir zırvadır borderline kisilik bozukluğu. 20yy.'ın son çeyreğinden (ya da ikinci yarısından) itibaren üst orta sınıf burjuva ailelerin rahatta yaşayan ama modern hayatta mutluluk bulamayan çocuklarına teşhis koymak için uydurulmuş bir tanımdır. sonrasında vaka çalışmalarıyla içine biraz aşırı uç, biraz sürekli yalan söyleme dürtüsü katılarak, üstüne de "her daim intihara eğilimlidir" sosu dökülerek 'service' edilmektedir. teşhisi konanlar da afiyetle yemektedirler. "vay be sınırlardaymışım ben demek ki!"

yok arkadaşım öyle bir şey! ben illa sizin sisteminize uyumlu bir parça olmak zorunda mıyım? aykırı düşünemez miyim? aykırı düşemez miyim? aynı şeyleri, aynı dozalarda arzulamak zorunda mıyım? hem çivisi çıkmış bu dünyada sürekli bir sevgi arayışında olmayacağım da, nerede olacağım? güneş doğduğunda mutlu olacağım ve battığında hüzünleneceğim elbette akşam çöküyor diye; bunun neresi garip? 2000 yıl evvel göktanrıya, güneşe tapıyorduk ya, ne oldu şimdi? kapitalizm herkese neyin ne kadar tüketileceğini söylüyorken, ben onun koyduğu sınırları zorluyorum diye mi hastayım? size ne arkadaşım benim alkole, sekse veya bağımlılık yapan herhangi bir şeye düşkünlüğümden? düşeceksem ben bunu bilirim zaten, sana ne? durmak istediğim yerde de dururum. hem de senin kapitalizm tarafından pohpohlanan tüketim çılgınlığına ket vuramayacağın açık yürekliliği göstererek dururum. çünkü sen sistemin bir parçasısın, ama ben değilim. ne zaman doğacağıma karar veremedim belki ama bu dünyadan ne zaman gideceksem buna ben karar verebilirim. oysa sen bunun düşüncesinden bile korkarsın. benim korkmamamdan daha çok korkarsın ve bu yüzden bana bozuk/hasta vs. yaftası yapıştırırsın. çünkü sana göre ve sisteme göre normal sensin.

peki ya 'normal' olan bizlersek? bu hayat gerçekten akışına göre yaşanmayı hak ederken onu korselere soktunuz ve şimdi birileri korseyi kabul etmiyor diye anormal oluyor öyle mi? asıl köpek gibi aşık olduğu insan tarafından reddedilince buna kızmak, kudurmak normaldir! siz demokrat yaşamlarınıza öyle sıkı sıkıya sarılmışsınız ki aşkın gerçek yoğunluğunu, tutkusunu unutmuşsunuz. reddedilen kişi kendini çok üstün bir kişilik olarak gördüğü için hiddetlenmez. aşkının, hislerinin bi-zati kendisine değer verilmediği için hiddetlenir. "bırak şu orospuyu! sana kız mı yok?" bir kız tarafından reddedilen erkeğin en kolay avunma/avutulma cümlesidir; böbürlenme değil.

her neyse, konuyu toparlayamayacağımız kadar dağıtmayalım.

bu başımıza sarılan borderline belası yakında borderline mağdurları derneğini kurduracak kadar ileri gitmektedir; ben bundan korkarım...

Söylemesi hoşuma gittiği için bipolarlar bi polarlar, bi polarlar ki parmaklarını yirsin.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir