Kiev’de

Belki de 20 saatlik bir uykudan sonra, sabah 9 suları uyandım. Afyonum patlamadan sigara alma tribi olmasın diye dün geceden ayırdığım 2 sigarayı 2 fincan kahveye yoldaş ettikten sonra hazırlanıp dışarı çıktım. Doğru süpermarkete, sigara almaya.

Aslında sigara her köşe başında bulabileceğiniz büfelerde de satılıyor. Benim süpermarketi tercih etmemin nedeniyse kasada bulunan, toplam alışveriş tutarını alışıldık rakamlarla, gözün aşina olduğu ondalıklı formatta görüntüleyen LCD ekranlar. Bu ekranlar alışverişten sonra yaşanması muhtemel “hoptrivornik grivna zobadizoynik kopey pojaluysta”, “hö, eksküz mi?”, “bzzzzzzzttt, St. Petersburg wohahahaa” madaralığını kafadan bertaraf ediyor.

2 paket Marlboro için 9 grivna yazıyor LCD ekran, çıkartıp 20 grivna veriyorum. Anlamadığım, “bozuk yok muydu beyefendi” olduğunu sigara alma konusundaki 17 yıllık deneyimimden tahmin ettiğim Rusça sual karşısında gözlerimi kasadaki kızın lacivert gözlerine dikip bu tür zor anlarda her yabancının ilk başvurduğu joker cevabı yapıştırıyorum: “English please?”. İşe yarıyor…

Karşılaştığım çoğu insan, özellikle de gençler İngilizce biliyor aslında. Ancak kendilerini bu dili asla konuşamayacaklarına ikna etmişler. “English please” dendiğinde örneğin, diğer kasaya dönüp “Natasha, şunu bozsana, ben bu gavura laf anlatamam şimdi” demeyi sizin yabancı bir dilde tırmalamak konusundaki azminize ortak olmaktan çok daha kolay buluyorlar. Bu da pek çok durumda sizin lehinize sonuç veriyor.

Kapısında “we have English menu” yazan bir kafeye giriyorum kahvaltı için. İngilizce menüyü kullanarak kahvaltı siparişimi veriyorum. Onunla da yetinmeyip bildiğim sınırlı sayıdaki Rusça kelimeyi İngilizceyle harmanlayıp sonuna “pojaluysta” ekleyerek elde ettiğim hibrit cümleleri jest ve mimiklerle güçlendirerek bir de alkolsüz frozen margarita tarif ediyorum garson kıza. Anlıyor. Aferin be… Bu sempatik turist tavrı genel olarak başarılı. Yalnız inşallah üzerime yapışıp kalmaz.

Garson kız biraz sonra siparişlerimi getirdiğinde frozen margarita için daha çok çalışmam gerektiğini farkediyorum. Olsun, onun getirdiği frozen meyve suyu da son derece lezzetli ve ferahlatıcı.

KAHVALTI 58.50 Grn + 8.50 Grn Tip

Salata, Zeytinyağı Soslu, taze kaşar, zeytin, marine çiğ patlıcan, salatalık, domates, soğan

Frozen Meyve Suyu, Karışık

Sebzeli Ispanak Soslu Krep

Filtre Kahve

Kahvaltıdan sonra elimdeki şehir haritasını açıp garson kızı çağırıyorum. “Pardon, Viborgskaya sokağı nerededir?” diye soruyorum. Elimle haritayı işaret ettiğimi anlayana kadar yaklaşık 1 dakika Rusça bir şeyler anlatıyor. Sonra “bidi bidi yapma haritada göster” demek istediğimi anlayarak gülümsüyor, parmağını haritanın üzerinde kısaca gezdirdikten sonra “vot” diyor. Vot noktası benim evin batısında; oysa ben doğuya, şehir merkezine doğru yürümüştüm. Anlaşılan Natalya’nın ofisi merkeze benim evden daha uzakmış. Artık yarın giderim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir