No Thumbnail

Yaşam Kalitesi, Kardiyo, Snickers, Falan

Bende hafif seyreden bir şeker problemi var sanıyorum. Doktor, hastane sevmem. O yüzden gidip baktırmıyorum da, ama varmış gibi beslenmeme özen göstermeye, sporumu neyin yapmaya çalışıyorum.

Yine de Ukrayna’yı Seviyorum…

Ramazan girdiğinden beri işler tırt. Bütün gün yatmaktan gına geldi. Söylemesi ayıp, yengenize de göbeği eritme söz verdim. 6 haftada Brad Pitt’e dönmem gerekiyor. Dedim alayım makineyi, açayım cep telefonundaki GPS’li koşu uygulamasını da. Sağlam bir yürüyüş yapayım. Cep telefonunda Nike+ Running diye bir uygulama

Edward Bernays (1891-1995)

Amerikalı komedyen Bill Hicks 90lardaki bir gösterisinde seyircilere şöyle seslenmişti: “aranızda reklam ve pazarlama işiyle uğraşanlara sesleniyorum: kendinizi öldürün. Ciddiyim, pazarlamacı veya reklamcıysanız, gerçekten kendinizi öldürün. Yaptığınızın mantıklı hiçbir yanı yok. Sizler şeytanın uşağısınız, güzel olan her şeyi yok eden kimselersiniz. Ciddi ciddi söylüyorum: kendinizi

Bandera Bandera Ye Beni…

Arka planda Kiev’in göbeğinde, bir zamanlar aşıkların el ele gezdiği; sokak müzisyenlerinin şarkılar söylediği; pandomimcisinin, dansçısının, ressamının sanatını icra ettiği; milletin mesai saatleri dışında ve hafta sonunda yaya halde dolaştığı; turistlerin taş gibi Ukraynalı hatunları seyrettiği; buram buram sanat, buram buram kültür kokan Kreşatik Bulvarı

Yeni Temayla, Yeniden

2010’da yazmayı bırakmıştım. 2013’de tekrar başlayayım dedim ama arkası gelmedi. İçimden gelmedi. Bugün itibarı ile, yeni bir formata geçiyorum. Fotoğrafa eskisinden daha fazla yer vermeye başlayacağım ama elbette (elimden geldiğince, vakit buldukça) yazılar koymaya da devam edeceğim. Hayırlısı olsun bakalım, evet. Fotoğraf deneme amaçlı konulmuş olsa

Ölüme Bir Şans Tanıyın!

Bu hafta, feci uyuz olduğum iki şeyden bahsetmek istiyorum. Birincisi, Facebook’taki, doğum günlerinin çetelesini tutmaya yarayan programlar. Son derece anlamsız buluyorum. Doğum günü kutlamasını özel kılan şey, hatırlanmış olmaktır. Her gün girdiğin osuruk bir sitedeki program sana hatırlatıyorsa, ne anlamı kaldı ki?

Sahibinden Çok Temiz İtikat, Takas Olur…

– Ehm. Öhm. Ehhheheaahhööhm. – Buyur canım, ne istediydin? – Lüsüfıra(*) bakmıştım da ben. – Nideceeen Lüsifır’ı? Türk’sün demi sen? Olm bak, kendisi karı değil, adı da Lusi değil. Facebook’tan adresi alıp geliyonuz, çileden çıkarıyonuz sonra biz uğraşıyoz. Akıllı olun. – Yok ben ruhumu satçam

No Thumbnail

Yarrak Gibi Yaşıyoruz Afedersiniz, Apış Arası Kadar Yerlerde…

Bir arkadaş bir haber paylaştı feisbuk’ta, ben de oradan öğrendim: Çin’de bir ayı türünün safrasından kocakarı ilacı yapılırmış. Bu amaçla kullanılacak ayıları kafeste beslerlermiş; vakti gelince de öldürüp safrasını sağarlarmış. O ayılardan biri, bir anne ayı, dellenmiş, kafesini kırmış, gidip önce yavrusunu boğmuş öldürmüş, sonra