Hoş Geldin Emine Ülker Tarhan!

Ekmel bey’i aday göstermeleriyle kendini belli eden eksen kaymasının ayırdına vardığım gün “bundan böyle chp’ye oy yok” demiştim. Vermedim de nitekim. Vermedik. Taşak geçtiler bizimle. Elin kör popçusu, Edo Dönemi Japon resimlerinden fırlamış ceberrut sıfatıyla “ar yu disko” falan diye tivit attı, yine siklemedik. Haddini bilmezliğine verdik. Vatan lan bu! Boru mu? Öyle cemaatin adres göstermesiyle cumhurbaşkanı seçmek yakışır mı benim mensubu olduğuma gönülden inandığım “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesle”? Benim gibi kafası çalışan on küsur milyon seçmen boykot ettik seçimi. Bize “tıpış tıpış gideceksin benim gösterdiğim adaya oy vereceksin” diyen haddini bilmezlere “tıpış tıpış kurultaya gideceksin” dedik (o kadarını diyebildik; şartlar öyle gelişti). Kurultayın önünü açtık. Açtık ne oldu? Gördük ki ihaneti yapan genel başkandan ibaret değil. Sorunun kökü daha derinde. Kurultayda babayı aldık ama gene de fikrimiz hür, irfanımız hür, vicdanımız hür!Read More »Hoş Geldin Emine Ülker Tarhan!

Halime Bak, Dertli Çal!

Akşam canım sıkıldı. Aldım makineyi çıktım. Dedim “bıktım ağaç, bina, börtü böcük fotoğrafı çekmekten”. Karar verdim bugün insanların gözüne gözüne sokup objektifi, biraz da canlı bir şeyler çekeceğim. Kızarlarsa silerim. Alla alla… Kimse de kızmadı – portresini yaptıran abi haricinde kimse suratını bile asmadı.Read More »Halime Bak, Dertli Çal!

Erkin Babaaa, Tüne Koim…

Şu şarkılar ve daha niceleri Erkin Koray’a ait olmayıp bildiğin çalıntıdır. Erkin Koray parça çalmak konusunda Teoman’ın eline iki kere verebilecek bir potansiyele sahiptir. Hatta şöyle ifade edeyim: Teoman daha kısa pantolonla dolaşırken, Erkin Baba Araplardan, Hintlilerden v.s. çatır çatır şarkı çalıyordu (çalmak da bu cümlede icra etmek anlamında olmayıp bildiğin afırmak, araklamak, indiragandi etmek anlamında kullanılmıştır). Buyrun tek tek dinleyin, abartmış mıyım siz karar verin:Read More »Erkin Babaaa, Tüne Koim…

Mevsim Sonbahar…

İki gün önce 27 dereceydi, güneşliydi. Dün birden bulutlandı hava, soğudu. Gündüz 15 derece, akşam 10… Eminim güneş gene yaz güneşidir. Yukarılarda bir yerlerde, bu coğrafyaya hala dik (dik değilse de dikimsi) düşme gayreti içerisindedir. Ama kara kara yağmur bulutları çağanoz gibi yampiri yampiri gelip giriverdi güneşle aramıza. Kömür deposu boşaldı işte Kiev’e sonbahar geldi… Tırı nım nım tırı nım nım…Read More »Mevsim Sonbahar…

Yokohama Taikan

Din…

– Allah didi ki, komşunun 9 yaşında bebesine kayabilirsin didi…
– Sağa mı didi bunu?
– Heee
– Kim vardı yanında?
– Hiiiiç. dağda mağarada didi.
Read More »Din…

Chernigiv mi Chernigov mu?

Cuma Akşamı Özgür “hadi” dedi “Chernigov’a gidelim”. Chernigov(*) Kuzey Ukrayna’da, Kiev’e yaklaşık 150 kilometre mesafede bulunan 350 bin kadar nüfuslu bir şehir. Aslında bana kalsa kasaba… Şirin bir yer. Orman, nehir, başka da pek bir nane yok gibi. Özgür’ün bir arkadaşı gece kulübü açıyormuş Chernigov’da, Özgür ona takılacak. “Mekan sahibi kankam, kesin ekmek çıkar” düşünesiyle, “masrafları ben çekiyorum” dedi, sağolsun. “E ben de fotoğraf çekerim” düşüncesiyle kabul ettim, atladık gittik.

A Street in Chernigov

Chernigov’da bir sokak – İnsanları sıcakkanlı, sokakları geniş, doğası bozulmamış Chernigov’un.

Read More »Chernigiv mi Chernigov mu?

Alkolden Uzak, Tarrak Gibi Yaşamak…

Pond in Golosievskiy Park BW

Evime 1 km, yani yürüyerek 10 dakika mesafede böyle bir gölet var, karşısında bir rakı açıp içemediğim. Ne diyor üstat Neyzen Tevfik? “Bana yar olmayan devri devranın izzeti ikramını s..keyim”…

Hallukh usta 6000 sene öncesinin İran’ında, Persepolis’te taş ustasıydı –elbette askere alınmadığı, sefere neyin gitmediği, sivil takıldığı nadir zamanlarda… Akşama kadar çift ş’yle eşşek gibi çalışır, akşam evine döner şarabını açar, tek f’yle efendi gibi stres atardı. O zamanın karıları dırdır yapmazdı.

Read More »Alkolden Uzak, Tarrak Gibi Yaşamak…