foto

Boğulma Tehlikesi

Girmeyelim bana pek bebek Sularım derindir Soğuktur Huyum daha bir soğuk Hem dalgalıdır Hem sığlıklarımdan kum çekilir Dibimdeki her kayanın altında ayrı bir musibet Akıntılarım binlerce zehirli yaratık taşır koylarıma Enginlerimde yırtıcılar dolaşır Kayalıklarım desen,… Read More »Boğulma Tehlikesi

Halime Bak, Dertli Çal!

Akşam canım sıkıldı. Aldım makineyi çıktım. Dedim “bıktım ağaç, bina, börtü böcük fotoğrafı çekmekten”. Karar verdim bugün insanların gözüne gözüne sokup objektifi, biraz da canlı bir şeyler çekeceğim. Kızarlarsa silerim. Alla alla… Kimse de kızmadı – portresini yaptıran abi haricinde kimse suratını bile asmadı.Read More »Halime Bak, Dertli Çal!

Mevsim Sonbahar…

İki gün önce 27 dereceydi, güneşliydi. Dün birden bulutlandı hava, soğudu. Gündüz 15 derece, akşam 10… Eminim güneş gene yaz güneşidir. Yukarılarda bir yerlerde, bu coğrafyaya hala dik (dik değilse de dikimsi) düşme gayreti içerisindedir. Ama kara kara yağmur bulutları çağanoz gibi yampiri yampiri gelip giriverdi güneşle aramıza. Kömür deposu boşaldı işte Kiev’e sonbahar geldi… Tırı nım nım tırı nım nım…Read More »Mevsim Sonbahar…

Chernigiv mi Chernigov mu?

Cuma Akşamı Özgür “hadi” dedi “Chernigov’a gidelim”. Chernigov(*) Kuzey Ukrayna’da, Kiev’e yaklaşık 150 kilometre mesafede bulunan 350 bin kadar nüfuslu bir şehir. Aslında bana kalsa kasaba… Şirin bir yer. Orman, nehir, başka da pek bir nane yok gibi. Özgür’ün bir arkadaşı gece kulübü açıyormuş Chernigov’da, Özgür ona takılacak. “Mekan sahibi kankam, kesin ekmek çıkar” düşünesiyle, “masrafları ben çekiyorum” dedi, sağolsun. “E ben de fotoğraf çekerim” düşüncesiyle kabul ettim, atladık gittik.

A Street in Chernigov

Chernigov’da bir sokak – İnsanları sıcakkanlı, sokakları geniş, doğası bozulmamış Chernigov’un.

Read More »Chernigiv mi Chernigov mu?

Alkolden Uzak, Tarrak Gibi Yaşamak…

Pond in Golosievskiy Park BW

Evime 1 km, yani yürüyerek 10 dakika mesafede böyle bir gölet var, karşısında bir rakı açıp içemediğim. Ne diyor üstat Neyzen Tevfik? “Bana yar olmayan devri devranın izzeti ikramını s..keyim”…

Hallukh usta 6000 sene öncesinin İran’ında, Persepolis’te taş ustasıydı –elbette askere alınmadığı, sefere neyin gitmediği, sivil takıldığı nadir zamanlarda… Akşama kadar çift ş’yle eşşek gibi çalışır, akşam evine döner şarabını açar, tek f’yle efendi gibi stres atardı. O zamanın karıları dırdır yapmazdı.

Read More »Alkolden Uzak, Tarrak Gibi Yaşamak…

Yine de Ukrayna’yı Seviyorum…

Ramazan girdiğinden beri işler tırt. Bütün gün yatmaktan gına geldi. Söylemesi ayıp, yengenize de göbeği eritme söz verdim. 6 haftada Brad Pitt’e dönmem gerekiyor. Dedim alayım makineyi, açayım cep telefonundaki GPS’li koşu uygulamasını da. Sağlam bir yürüyüş yapayım. Cep telefonunda Nike+ Running diye bir uygulama var. Aslında koşucular için, ama yürüyüş yaparken de “şşş, kaldır lan o koca kıçı, böyle koşu mu olur, hımbıl” demiyor. Yürüyüş sırasında da yürüyüş parkurunu, saatte kaç km hızla yürüdüğünü, kaç kalori yaktığını v.s. kaydediyor. Aslanlar gibi bir yazılım yani. Tavsiye ederim.Read More »Yine de Ukrayna’yı Seviyorum…

Bandera Bandera Ye Beni…

Kreşatik Bulvarı üzerine (müze süsü verip) çadır kurmuş hatta çitle çevirip kendine bahçe yapmış Ukraynalı köylü dayı çadırının bahçesinde birasını yudumlarken acaba aynı noktada can vermiş (ön planda fotoğrafları vs. görülen) Niyazi gardaşımızı düşünüyor mu?

Kreşatik Bulvarı üzerine (müze süsü verip) çadır kurmuş hatta çitle çevirip kendine bahçe yapmış Ukraynalı köylü dayı çadırının bahçesinde birasını yudumlarken acaba aynı noktada can vermiş (ön planda fotoğrafları vs. görülen) Niyazi gardaşımızı düşünüyor mu?

Arka planda Kiev’in göbeğinde, bir zamanlar aşıkların el ele gezdiği; sokak müzisyenlerinin şarkılar söylediği; pandomimcisinin, dansçısının, ressamının sanatını icra ettiği; milletin mesai saatleri dışında ve hafta sonunda yaya halde dolaştığı; turistlerin taş gibi Ukraynalı hatunları seyrettiği; buram buram sanat, buram buram kültür kokan Kreşatik Bulvarı üzerinde çadırını kurmuş, utanmayıp etrafını çitle çevirerek kendine bahçe yapmış, hatta hayasızlığın dibine vurmak suretiyle bir de yandaki elektrik direğinden kaçak hat çekip içeriye derin dondurucu ve buz dolabı bile koymuş batı Ukraynalı köylülerden birisi, kendisi de ihtimal bir köylü olan tombul kızın memelerine karşı birasını içerken görülüyor. Ön planda ise vatanı için savaştığını düşünürken Amerika’nın çıkarları için vurulup ölmüş sakallı abinin hatırasına konulmuş bir sunak görüyoruz. Amerikan çıkarları için ölmeseydin ve seni fiştekleyen köylü götverenler şehrimin içine sıçmıyor olsaydı senin için bayağı bir üzülürdüm sakallı. Az üzüldüğüm için bu fotoğrafımın adını “Niyazi” koydum. Yine de toprağın bol olsun Niyazi –ama kafana sıçayım o ayrı.
Read More »Bandera Bandera Ye Beni…