kültür

İfrat ile Tefrit

Ne ki la o? Di mi?

İfrat ile Tefrit, öyle “yecüc ile mecüc”, “Leyla ile Mecnun”, “Kerem ile Aslı”, “Aslıyla Sureti” falan gibi bir çift alengirli ad ya da alengirli bir çift adı değil. İfrat ile tefrit “çok fazla” ve “çok az” demekmiş. Kısacası her şeyin bokunu çıkaran tiplere “ifrat ile tefrit arasında gidip geliyor” denilirmiş. Faraza bi gün parayı saçıyorsun, Bahamalar’a kadar uçak, Bahamalar’da otel + plaj kapatıyorsun, Paris Hilton’u oryantal oynatıp General Motors hissesi basıyorsun. Devrisi gün tasarruf olsun diye bokuna yumurta kırıp yiyorsun. İşte öyle bir ruh hali. Bipolarlar’da olurmuş. Bir de “borderline kişilik bozukluğu” olan kişilerde olurmuş. Borderline kişilik bozukluğunu “sınırda kişilik bozukluğu” diye Türkçeye çevirmişler, sonra yeterince afili bulmayıp ilk kelimesini İngilizce bırakmaya karar vermişler. Literatürde “borderline kişilik bozukluğu” olarak geçiyor.Read More »İfrat ile Tefrit

Türksen Öğün, Değilsen İtaat Et

Selamın Aleyküm… Selam dediğinin normalde insanın içini ısıtması gerekir. Karşındakiyle iletişimin ilk adımıdır ya selam; gönül fethedici bir tarafının olması zorunludur. Hoşa gitmelidir. Buzları kırmalıdır. Yakınlaştırmalıdır. Ama bu “selamın aleyküm” lafı, bu Arapça laf, hele de benim üzerimde hiç de o etkiyi yapmıyor. Bir misyoner selamıdır selamın aleyküm…Read More »Türksen Öğün, Değilsen İtaat Et

A Tribute to John Belushki Bölüm 2

Aslında aşağıdaki John Belushi’nin en beğendiğim performanslarından biri değil. Ama NBC neredeyse bütün video paylaşım sitelerindeki John Belushi kliplerini kaldırtmış. Yerine de kendi telifleri kapsamında yayınladıkları klipleri koydurmuş. Elbette o telifli videoları Türkiye’den seyretmek mümkün değil… Açmaya çalışınca bu video Türklere bi beden bol uyarısı çıkıyor… Üstelik çekim de çok süper değil, televizyondan kaydedilmiş. Televizyondan da dediysem, televizyonun dışından ağrı video kamera tutmak suretiyle, bir nevi CAM-RIP gibi kaydedilmiş. Ama yine de fikir verecektir… Adamın anlattıklarının çevirisini de koydum aşağıya… Bir kültürel not bu arada: İrlandalı Şansı, Amerika’da götünden bal damlıyor anlamında kullanılır. İrlandalılar şanslı olurmuş hesapta…Read More »A Tribute to John Belushki Bölüm 2

A Tribute to John Belushi Bölüm 1

İlk kez “Blues Brothers” (TRT’nin serbest çevirisiyle Cazcı Kardeşler) isimli filmle tanıştım John Belushi’yle. Sonra Amerika’da John Belushi Saturday Night Live Skits isimli bir videosuna denk geldim. Öğrendim ki John Belushi ve Dan Akroyd aslında 1970lerin sonunda SNL’da da skeçler yapmışlar. O yıllarda John Belushi, Dan Akroyd, Bill Murray, Steve Martin, Karen Allen ve James Belushi bir çeteymiş. Hemen hepsi birbirinin programını, şovunu, filmini vs.’sini mutlaka destekler, bir saniye olsun görünürmüş. Şimdilerde benzer bir kankalık Adam Sandler ile Rob Schneider arasında da var ya, işte öyle bir şey.Read More »A Tribute to John Belushi Bölüm 1

Date Masamune

Resimdeki amca Japonya’nın Miyagi Bölgesinin başkenti olan Sendai Şehrinin kurucusu, Derebeyi Date Masamune. Miğferinin tepesindeki asimetrik boynuz benzeri nane Sendai Şehrinin sembolü olmuş. Masamune-sama’nın bi gözü kör. Zaten yaptırdığı kaleyi de II. Dünya Savaşında Amerikalılar… Read More »Date Masamune

Aho Yarrou

“Al bak Gör, ben demedim mi olm size ozonu deleceksiniz akıllı olun diye, şimdi delindi işte Kyoto protokolü girsin götüğüze” diye yıllardır kıçını yırtan Al Gör’ün başını çektiği bir grup Amerikalıyı “eywah, torunum ‘Büyük Baba dünya içün ne yaptınız?’ diye sorduğunda ne cevap vereceğim” telaşı almış. Enteresan bir soru, ben dedeme böyle bi soru sormadım hiç. Aklıma gelmedi yani, cahil ve Türk olmamdan herhalde. Ayrıca enteresan bir takıntı. Aynı soruyu benim torunum bana sorsa cevabım ne olurdu acep? Herhalde, “Babaanneni belledim yavrum. Babaanneni belledim ki baban olsun. Baban da ananı belledi ki sen doğasın çocuğum. Eğer benim ya da babanın performansı seni tatmin etmiyorsa, al çocuğum sana bi kutu kalp hapı, bu dünyayı beğenmediysen siktir git evladım” derdim.Read More »Aho Yarrou

40 Years in Comedy 1 – George Carlin

Biraz da Körfez Savaşından bahsetmek istiyorum. Bu savaşın en beğendiğim tarafı nedir biliyor musunuz? Kablolu da dahil tüm kanallarda yayınlanan ilk savaşımızdı bu. Üstelik savaşın reytingleri de gayet yüksekti değil mi? Eh tabi, savaşı seviyoruz. Bizler savaşçı insanlarız. Savaşı seviyoruz, çünkü savaşmakta başarılıyız. Peki neden başarılı olduğumuzu biliyor musunuz? Çünkü sık sık pratik yapıyoruz. Bu ülke sadece 200 yıllık ama şimdiden 10 büyük savaşa katıldı. Bu ülkede her 20 senede bir büyük bir savaşa giriyoruz. O yüzden de savaşmakta başarılıyız! Başarılı olmamız da iyi bir şey, çünkü artık savaştan başka hiçbir şeyde başarılı değiliz. Yanlış mıyım? Adam gibi bir araba üretemiyoruz. Yaptığımız televizyonlar, videolar bi sikime yaramıyor! Çelik sanayimiz kalmadı. Genç insanlarımızı eğitemiyoruz, yaşlılarımıza sağlık hizmeti sunamıyoruz. Ama iş ülkenizi bombalamaya geldi mi üzerimize yok… Ha?Read More »40 Years in Comedy 1 – George Carlin

Giorgio Gianbonetti’nin Haçlı Seferi Varsa Garibin Dili Var, Yalar

Kahverengi bir bebek dünyaya getirdim az önce, 3 metreden batağa çakıldı… Sonra gittim tost makinesini kabız ettim, kapasitesinden irice dilimlediğim ekmeklerle. Çıkarmakta zorlanan tost makinesi olmadı, yine ben oldum ne hikmetse… Ekmekler perişan.

DNS sorunu yüzünden 3 gündür internete bağlanamıyordum, mailler birikmiş. Onları indireyazdım, indireyazarken hotmail’i açakoydum (cipiares yüzünden her şey sonekli sürekli geçmiş zaman).Read More »Giorgio Gianbonetti’nin Haçlı Seferi Varsa Garibin Dili Var, Yalar