Category: biyografi
Yeni Temayla, Yeniden
2010’da yazmayı bırakmıştım. 2013’de tekrar başlayayım dedim ama arkası gelmedi. İçimden gelmedi. Bugün itibarı ile, yeni bir formata geçiyorum. Fotoğrafa eskisinden daha fazla yer vermeye başlayacağım ama elbette (elimden geldiğince, vakit buldukça) yazılar koymaya da devam edeceğim. Hayırlısı olsun bakalım, evet. Fotoğraf deneme amaçlı konulmuş olsa da altında üstünde bir yerlerinde[…]
Ölüme Bir Şans Tanıyın!
Bu hafta, feci uyuz olduğum iki şeyden bahsetmek istiyorum. Birincisi, Facebook’taki, doğum günlerinin çetelesini tutmaya yarayan programlar. Son derece anlamsız buluyorum. Doğum günü kutlamasını özel kılan şey, hatırlanmış olmaktır. Her gün girdiğin osuruk bir sitedeki program sana hatırlatıyorsa, ne anlamı kaldı ki?
Sahibinden Çok Temiz İtikat, Takas Olur…
– Ehm. Öhm. Ehhheheaahhööhm. – Buyur canım, ne istediydin? – Lüsüfıra(*) bakmıştım da ben. – Nideceeen Lüsifır’ı? Türk’sün demi sen? Olm bak, kendisi karı değil, adı da Lusi değil. Facebook’tan adresi alıp geliyonuz, çileden çıkarıyonuz sonra biz uğraşıyoz. Akıllı olun. – Yok ben ruhumu satçam allaan izniyle. – Ha yook.[…]
Yarrak Gibi Yaşıyoruz Afedersiniz, Apış Arası Kadar Yerlerde…
Bir arkadaş bir haber paylaştı feisbuk’ta, ben de oradan öğrendim: Çin’de bir ayı türünün safrasından kocakarı ilacı yapılırmış. Bu amaçla kullanılacak ayıları kafeste beslerlermiş; vakti gelince de öldürüp safrasını sağarlarmış. O ayılardan biri, bir anne ayı, dellenmiş, kafesini kırmış, gidip önce yavrusunu boğmuş öldürmüş, sonra da var gücüyle kafasını duvara[…]
Enter Lars
Aslında bu herifi alalı 15 gün kadar oluyor. Buraya koymadım, FF’de de bugüne kadar pek bahsetmedim, çünkü Fart fena içimde patlamıştı. Aynısı olsun istemedim.
Krom Ölüleri Say
Seneler evveldi. Dikkat et yıl değil sene, önce de değil evvel. Ona göre… Erol Abi hastaneye yatmıştı. Safra Kesesi ameliyatı biliyordum ben. Bana öyle söylemişti. Daha doğrusu kendisi de öyle biliyordu. Evet. Türkiye’deydim o zaman. Telefonlaştık, “geçmiş olsuna gelcem ne istiyorsun?” diye sordum: “Marlboro,” dedi bana, “iki paket”. Marlboro gayet[…]
Hitler Olucam Taksicileri Canlı Canlı Yakıcam
Taksicilerin alayı gizli işsiz. Sadece taksiye ihtiyaç duyuyoruz. Hayatımızda taksiciye yer yok aslında. Bu dünya taksicilersiz çok daha güzel bir dünya olurdu. Kalıbımı basarım. İmkansız demeyin, mümkün aslında. Yani bizi taksicilerden kurtaracak, taksicisiz çok daha rahat, sakin, sessiz, güzel bir dünyayı mümkün kılacak teknoloji mevcut olduğu halde karanlık güçler kasten[…]
Sosyal Medya ve Ortasından Sıkılmış Kadınlar
Ben: Çok yaşlı. Çok genç. Çok şişman. Çok çocuk. Çok kokoş. Çok zayıf. Bu olabilir. Bu çok şişman. Çok yaşlı. Çok yaşlı. Çok şişman. Bu çok zayıf. Bak bu olur. Çok zayıf. Çok felfecir bakıyor, kesin motor. Çok yaşlı. Çok flu. Çok kokoş. Çok tiki… İç ses: 47 dakka oldu,[…]
Enter Fart: Biz Osuruğu Havada Yakaladık
Hava eksi üç derece, yerlerde inceden kar var, elde eldiven, kafada bere, sırtımda sırt çantası, çantada fart, veteriner kliniğine gidiyoruz. Biz osuruğu havada yakaladık, kendimize kedi, getiren haspayı da siktir eyledik.
Neyşınıl Ciografik
Girmeyelim bana pek bebek Sularım derindir Soğuktur Huyum daha bir soğuk
Kishiwada Honmusho’da Çalışan Bay Ishida Yavşaktı
Seyahatten seyahate kullandığım not defterime not tutarken, son seyahatimin bazı notlarını bloga eklememiş olduğumu fark ettim. Bloga eklenmedikten sonra, not tutmuş olmanın ne anlamı var de mi? Aşağıda… Tarih: 22 Ekim 2008, Mekan: Osaka
